Wish List 0
YARDIMCI BİLGİLER

BALIK HASTALIKLARI VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ

heading_title

BALIKLARDA HASTALIĞA NEDEN OLAN ETKENLER

• Bakteriler

• Virüsler,

• Parazitler

• Mantarlar

• Çevrenin fiziksel ve kimyasal özellikleri

• Yanlış yemlemenin neden olduğu metabolizma bozuklukları

• Genetik yapıya bağlı bozukluklar ve diğer faktörlerdir


TEŞHİS İÇİN BALIKLARIN SU İÇİNDEKİ GENEL DAVRANIŞLARINI GÖZLEMLEYİN


Balıkların normal davranışlarını takip etmiş olanlar hasta oldukları zamanı da sezinleyebilirler. Genelde hasta bir balığın semptomları şunlardır:


* Balık yorgun, bitkin ve uyuşuk durumda mı?

* Balık aynı noktada bir ileri bir geri anlamsız bir şekilde sallanıp durur.

* Kaçma refleksi var mı?

* Yem alıyor mu?

* Yüzerken yan veya sırtüstü mü, sersem vaziyette Başı aşağı doğru mu duruyor?

*Yüzgeçleri yapışmış halde mi?

*Tank tabanında kayıyor halde mi yüzüyor?

*Tabanda yüzerken ürküyor mu?

*Suyun yüzeyinde mi kalıyor?

*Su yüzeyinden ağzını açarak hava yutuyor mu?

*Çabuk ve sık solunum yapıyor mu?

*Sudan dışarıya sıçrıyor mu?

*Balık yan yatmıştır ve filtrenin çekim gücüyle tankın içinde bir oraya bir buraya sürüklenir.

* Balığınız sürekli dipte kuma veya kaya dibine tutunmaya çalışıyormu?

*Piranhanızın gözlerinde beyaz noktalar varmı?


• Bu ve benzeri belirtiler dikkatlice incelenir ve kaydedilir.


BEYAZ BENEK
BELİRTİLER:
Beyaz benek suda yaşayan bir protozoandır. Bu asalakların çok azının bile tanka bulaşması tüm tankı dezenfekte etmeyi gerektirir. Balığın üzerine tutunarak noktadan balığın kanını emmeye başlar. en sık girdiği yerler balıkların pullarının arası solungaçlardır. Üremeye hazır olduklarında balığın üzerine jelatin bir keseciğin kapladığı yumurtalarını bırakırlar. Kesecikler pulların arasında ise gözle görülemez, ama çoğaldıkça yüzgeçlerde de kesecik oluşacağından gözle görülecek hale gelirler. Ortalama üç gün içinde patlayan keseciklerden bir sürü minik aç protozoan dibe düşer, ve oradan dağılıp başka balıkların üzerine atlarlar. Yumurtalarını sadece balığın üzerine bıraktıklarını iddia etmek doğru değil, nereye bulurlarsa oraya bırakırlar, tankta balıktan sonra özellikle kumların arasına kistlerini bırakabiliyorlar. Balığın beyaz benek olduğundan keseleri görmeden de şüphelenebilirsiniz. Sürekli olarak tank ve dekorasyonlara sürtünme eğilimi vardır; kendisini oradan oraya silkeler, sanki üzerinde olan bir şeyi atmak istiyormuş gibi davranır; rengi streste olduğu gibi koyulaşmaz aksine solar, özellikle renkli bir balığınız varsa size çok görünmeye başlar; hızlı kaşınma dışında normal olarak yaptığı tüm hareketleri yavaşlar; yeme ilgisi çok azalmaya başlar, isteksiz yer. Bu belirtilerden kısa bir süre sonra da çok büyük bir ihtimalle kesecikleri görürsünüz. 

TEDAVİ:
En kesin tedavisi ısı-tuz-ve metilen mavisi birleşimidir. Tanka 5 galona (19 lt) 1 çorba kaşığı tuz ekleyin. Ekleyin derken asla tankın içine direkt olarak atmayın yoksa balıkların ciğerlerini yakarsınız.Bir kaba tanktan su alın, tuzu içinde çözün ve tanka bir kısmını çok yavaş dökün, bir süre bekleyin ve tuzlu suyu tekrar ekleyin. Eğer zaten tankınızda ve su değişimlerinde tuz kullanıyorsanız bu işleme gerek yok. Ardından ısıyı yükseltin, dayanıklı türler için 30C, daha hassas türler için 28C. Her balığa 30C uygulayamazsınız, tedavi edeceğim diye hayvanı fazla sıcaktan öldürebilirsiniz. Isı en az üç gün yüksek kalmalı, emin olmak için mümkünse 4 gün sürdürün ısıyı. Sıcaklığın daha çok dolaylı olarak asalaklara etkisi vardır. Metilen mavisinin veya tuzun tesirli olabilmesi için parazitlerin keseden çıkmasını sağlamak gerekiyor. Kesede oldukları sürece hiçbir ilaç etkili olmaz. Isı yükseldikçe içindeki yavrular evrimleri daha çabuk tamamlayacaklarından kese normalden daha kısa zamanda patlayacaktır. Bu nedenle ısıyı ille de 30C'a çıkarmanız şart değil, balık türlerini göz önünde bulundurursak, sadece balığın dayanabileceğinden emin olduğunuz bir ısıya çıkarın. Bu işlem de bittikten sonra metilen mavisi kullanın. Akvaryumcularda Contra-Ichthyo diye satılıyor. Prospektusunda yazdığı gibi aynen savsaklamadan kullanın. İlk gün için 3 damla, ardından 2 gün boyunca 1 damla, tabii ısı yükseltemiyorsanız 1 gün daha 1 damlaya devam edin. Tabii bu tedavi sadece tropik balıklarda uygulanabilir. Soğuk su balığı, tetra, veya cory gibi yüksek ısıya ve tuza karşı çok hassas balığınız varsa sadece metilen mavisini uygulayın, tuz kullanmayın, ısıyı da normalden biraz daha fazla yükseltin. Bu gibi durumlarda metilen mavisini yukarıda belirtildiği gibi normalden daha uzun süre uygulayın. Metilen mavisini kullanırken tüm filtre süngerlerini ve varsa karbonları çıkarmayı unutmayın, ve ölü protozoanları balıkların üzerinden uzaklaştırmak için tankı iyi havalandırın. Tedavi bittiğinde tanka %50 su değişimi yapın ve sonraki haftalarda su değişimlerini normalde yaptığınızdan daha sık aralıklarla yapmaya dikkat edin. Beyaz benek gibi protozoal enfectionlarda unutmamanız gereken bir nokta daha var, bulaşma riski yüksek olacağından, enfeksiyon kapmış tankta kullandığınız malzemeleri dezenfekte etmeden diğer tanklarda kullanmayın.

DROPSY
Balık bir balon gibi şişer ve gözleri yerinden fırlayacakmış gibi olur. Bazen bu semptomlarla beraber pulları dışa dönük olur. Görünüşü aynı balon balığının şişmiş haline benzer. Tankın üstünden bakarsanız sanki hamileymiş gibi durur ve genelde yüzme hareketlerini kontrol etmekte zorluk çeker. Balık sanki çok yemiş de sindirememiş insanlar gibi sık sık nefes alır. Dışkısı şeffaf ve sümüğümsüdür. Dropsy'nin en muhtemel etkeni vardır:

1)Kötü su koşulları: Balığın başa çıkamayacağı kadar yüksek nitrat seviyeleri ile yem artıklarından ve dışkıdan kaynaklanan çözünmüş organik bileşikler.

2)Uyum stresi: yeni gelen balığın yaşadığı uyum sorunu veya tanktaki heyrarşinin en altlarında bulunan bir balığın sürekli olarak diğer fertler tarafından yapılan saldırılara maruz kalması.

3)Suda yaşanmış olan ani değişiklikler: pH'nın fazla düşmesi veya yükselmesi, akvaryumcudan farklı şartlarda veya pH'da beslenmiş bir balığın sizin tankınıza geldiğinde daha farklı değerlere alışmak zorunda kalması.

Bu tür etkenler balıkta ya suyun sindirim sisteminde birikmesine ve orada zehirli gazlar oluşmasına yol açar, ya da sindirim siteminde bakteriyel/viral enfeksiyonlara sebep olur. Balık çıkardığından daha hızlı su yuttuğu için karın bölgesi şişer. Dropsy. tıpkı bloat gibi, nadiren tankın diğer sakinlerine bulaşır. Ancak tedavi için siz etkilenmiş balığınızı gene de ayrı bir tanka alın. Erken bir tedavi ile balığınızın kurtulma şansı yüksektir. Dropsy'nin ilk safhalarında balık karnı şiş olmasına rağmen yemesini sürdürür. Balığınıza pellet türü yem veriyorsanız, pelletları bu dönemde ıslatıp beklettikten sonra yedirin, böylece sindirim sistemini zorlamamış olursunuz. Bir kapta akvaryum suyu ile beklettiğiniz pelletlara buzdolabınızda bulabileceğiniz vitamin komplekslerinden birini ekleyin, özellikle C vitamini olan bir kompleks olsun. Pelletleri 10 dakika kadar suda beklettikten sonra balığınıza yedirin. Aynı işlemi pul yem ile de yapın. Yemde bir değişiklik yapmayın, her zaman ne veriyorduysanız onu verin. Antibiyotik içeren yemler de kullanabilirsiniz. Tedavi için kullanacağınız ilaçlar metronidazole veya geniş spectrumlu gram negatif ve gram pozitif bir antibiyotiktir. Piyasada metronidazole içeren ilaçlardan biri Flagyl 500mg (Eczacıbaşı) adı ile satılıyor. Metronidazole'u her 50 litre için 1 hap olacak şekilde suda eritip tanka dökün. 24 saat sonra en az %50 su değiştirin ve tekrar aynı dozajı uygulayın. 3 günlük tedavi sonrası balığınızın şişliği inmemişse tekrar aynı işlemi uygulayın.

YÜZGEÇ ERİMESİ
Hastalık türü : Bakteriyel.

Organizmalar : Aeromonas, Psuedomonas ya da Vibrio.

Tanım : Yüzgeç erimesi, balık hastalıkları arasında en genel olan ve en bilinenlerindendir. Bir çok bakterinin neden olduğu bastalık, diğer hastalıklarla eş zamanlı olarak görülebilir. Çoğunlukjla tedavi edilebilen bu hastalık, önemsenmez ve tedavi yoluna gidilmezse, enfeksiyonlu balığın ölümüne ve tanktaki diğer balıkların da enfeksiyon kapmasına sebep olur.

Belirtiler :
Yüzgeç kenarları beyazlaşır.
Yüzgeçler yıpranır.
Yüzgeç sapları iltihaplanır.
Tüm yüzgeç eriyebilir.
Yüzgeç zaman içinde giderek hasar görür ve kısalır. Yüzgeç kenarları beyazlaşmaya başlar ve pamuk ipliği görünümü alır. Enfekte bölgeler, kırmızı ve iltihaplı olur. Hastalığın ilerlemesiyle doğru orantılı bir şekilde, yüzgeç eridikçe, kanayan, açık yaralar ortaya çıkabilir.

Tedavi :
Hastalığa sebep olan şartların düzeltilmesi
Su değişimi
Antibiotik tedavisi
Akvaryum tuzu eklemesi
Yüzgeç erimesi bir çok farklı türdeki bakteri nedeniyle ortaya çıkabilir. Bun paralel olarak, bir çok antibiotik etkili olsa da, ilk önce hastalığın temel nedeni çözülmelidir.

Yüzgeç erimesi, sadece balığın yaşadığı stresten dolayı meydana gelebileceği gibi, genellikle hastalığın ortaya çıkması, düşük su kalitesinden kaynaklanır. Akvaryuma normalden falza sayıda balık konulması, düzensiz ve/veya aşırı yemleme, balığın bir yere aktarılması ve el ile tutulması; yüzgeç erimesini tetikleyen stres faktörüne neden olabilmektedir.
Tedaviye, akvaryum suyunun değişimi ve su koşullarının stabilliğinden emin olunması ile başlanabilir. Eğer dipte yem artığı varsa, vakum ile bunları çekmeli, aşırı yemlememeye özen göstermelisiniz. Balıklara verdiğiniz yemin bayat olmadığına emin olunuz. Balık yemleri, paketleri açıldıktan sonra, hızla vitamin içeriğini kaybetmeye başlar. Balığınızı kaliteli ve taze yem ile az miktarda yemlemeniz; çok miktarda kalitesiz yem vermenizden her zaman daha iyidir.

Suyun ısını ve pH ını ölçerek, balığınız için uygun seviyelerde olduğunu kontrol ediniz. Özellikle yanlış pH oranı balıkları ciddi şekilde strese sokmakta ve bu hastalığı tetiklemektedir. Özellikle uzun yüzgeçli balıklarda, su ısısının düşüklüğü de yüzgeç erimesine neden olabilir.

Eğer temel problem çözülürse, antibiotikler hastalığın tedavisi için tek başlarına yeterli olacaktır. Bu hastalık için, Chloramphenical, Oxytetracycline ve Tetracycline iyi birer antibiotik seçimi olabilir. İlacı, üreticinin tavsiyeleri doğrultusunda kullanınız.
Akvaryum tuzu, başta canlıdoğuranlar olmak üzere, bazı balıkların bu hastalıkltan korunmasını sağlarken; kedibalığı gibi, tuza hassas balıkların bulunduğu tanklarda kullanmaktan kaçınılmalıdır.
Korunma :
Su kalitesini yüksek tutun.
Su değerlerini stabil tutun.
Küçük miktarlarda, kaliteli yem kullanın.
Bu hastalıktan korunmanın en iyi yolu, sürekli kaliteli su şartları sağlamaktır. akvaryum suyunuzu düzenli olarak değiştirin ve dip çekimini aksatmayın. Akvaryumunuzun kimyasını sürekli takip edin. Tankınızı fazla kalabalık tutmayın ve balıklarınızın kavgaya yönelik davranışlarını sürekli takip edin.

Balıkları beslerken, yem miktarını düşük tutun! Aşırı yemleme, hobiciler tarafından en sık yapılan hatadır ve akvaryumdaki su kalitesini düşürür. Taze yem kullandığınızdan emin olun. Eğer bir yem pakedini açalı yarım yılı geçtiyse, yemin değerinin neredeyse tamamının kaybolduğunu unutmayın. En geç 1 ya da 2 ay içerisinde tükenecek, küçük paketler halinde satılan yemleri tercih ediniz.

Çeviren:Sertaç Can
Yazan: Shirlie Sharpe


YARALANMALAR
Özellikle cichlid gibi sert veya orta sert balıklarınız varsa yaralanmalara hazırlıklı olmalısınız. Genelde yaranın enfeksiyon kapmaması için kullanabileceğiniz en doğal ve yan etkisiz ilaç tuzdur. Yara çok derin değilse tuzu ekledikten sonra yaranın kendiliğinden iyileşmesini bekleyin. Yüzgeçler ısırıldığında da aynı yolu izleyin. Zaten bu tür balıklar bölgesel olduklarından bölgelerine giren her türlü yabancıyı ısırma eğilimindedirler, en kolay ısırılan yerler de yan yüzgeçler, kuyruk, ve anal yüzgeçler. Bu tip yaralanmalar zaman zaman meydana geliyorsa ve balık canlılığından birşey kaybetmemişse normal olarak karşılayın. Yara derin veya büyük olabilir, fakat balık streste olmadığı müddetçe uzun sürse de kendiliğinden kapanır. Yüzgeçleri ve yaralanmış bölgeleri sık sık pamuk oluşumlar ve kırmızı şeritler için kontrol edin. 

İltihap kapmasını önlemek için balık elle tutulacak kadar büyükse bir pamuk vasıtasıyla yaranın üzerine mercurochrome bazlı bir ilaç veya tentürdiyot sürebilirsiniz. Yara size fazla derin geldiyse ayrı bir tanka alıp 10 litreye 1 damla metilen mavisi veya malachite yeşili damlatarak balığa duruma göre 2 veya 3 gün tedavi uygulayın, böylece balığınızın hem kafası dinlenmiş olacak hem de yaranın enfeksiyon kapma riski azalmış olacaktır.

Eğer balığınız sürekli saldırıya uğruyorsa, bir köşeye sinmişse, strese girmeye başlamış demektir, bu durumda yapılacak tek sağlıklı iş onu tanktan çıkarmaktır. Saldırılar genelde durmaz, daha çok artarak devam eder, bu genelde balığın tanktaki diğer balıklara oranla daha sakin karakterli olduğunu ve onlarla başa çıkamadığını gösteriyor. Sakin bir balığın farklı bir türden olması gerekmez, çok sert bir türün de sakin yapılı fertleri olabilir.

NİTRAT ZEHİRLENMESİ
Yine tank kurulduğunun ilk haftalarında meydana gelebilecek bir zehirlenme türü. Sağlıklı olarak aldığınızdan emin olduğunuz balıklarınız birden cansızlaştığında, yem yemeyi kestiğinde sorun büyük bir ihtimalle nitrit zehirlenmesidir. Tankınız oturmuşsa ve aynı belirtileri görürseniz o zaman zehirlenme nitrat zehirlenmesi şeklinde olur, çünkü zincir oluşmuştur fakat en son ürün olan nitrat temizlenmemektedir. Sebebler genellikle fazla balık, fazla yem, az su değişimi, az filtreleme veya havalandırmadır. Amonyum zehirlenmesinden farklı olarak bu iki zehirlenme türünde balıkları kurtarma ihitmaliniz çok daha yüksek, tabii önlem alamazsanız öleceklerdir. Belirtiler genellikle halsizlik; yeme ilgisizlik: hiç yememesi veya yediğini tükürmesi; stres belirtileri: yüzgeç erimesi, pul erimesi, rengin normalden koyu olması, veya normalden açık olması, gözlerin kararması; bir köşede durma veya saklanma çabalarıdır. Tankın suyu genellikle açık veya çok açık sarı rengindedir. Bu zehirlenme şekli özellikle yüksek pH isteyen balıkların başına gelebilir, çünkü her türlü amonyum, nitrit, veya nitrat yükselmesine karşı çok hassaslar. Yukarıda bahsedilen belirtileri farkederseniz, sularınız da sarımsı renkte ise vakit kaybetmeden %40 ile %50 arası su değiştirin. Ardından da 2 hafta boyunca 2-3 günde bir %20 su değiştirin. Suları dipten çekmeye özen gösterin. Bunun dışında bir ilaç kullanmayın. Amaç balığı mümkün olduğunca daha fazla strese sokmadan zehirlenmeyi atlatmasını sağlamak. Balığığınızı güçlendirmek için bir conditioner kullanmanız iyi olur. Genellikle balığınız çok hassas bir tür değilse ilk su değişimini takip eden ilk günlerde düzelir. Ancak düzelme belirtiler görseniz bile 2 hafta boyunca yukarıda belirtildiği şekilde değişim yaparak tam sağlına kavuşmasını sağlayın.


AMONYUM ZEHİRLENMESİ
Balığınız sürekli olarak su yüzeyinde yüzüp ağzını sonuna kadar açıp nefes almaya çalışıyorsa buna rağmen boğuluyormuş izlenimi veriyorsa üstüne üstlük tankın suyu da koyu sarı ise balık amonyumdan zehirleniyor demektir. Balık çoğunlukla yarı bilinçsiz ve halsiz olur, etrafınada neler olup bittiğinin farkında değilmiş gibi görünür. Suyun yüzeyinden sanki hava almaya çalışıyor gibi olduktan sonra dibe çöker yavaşça, ardından tekrar ani bir fırlayışla su yüzeyine çıkar. Tüm bu süreçte ağzını hep sonuna kadar açar ve solungaçları normalden çok fazla çalışır. Gözler normalden koyudur ve balığın bütün rengi olabilecek en koyu rengi alır.

Bu çok ciddi sonuçları olan bir zehirlenme şekli, balıklarınızın tümü ölebilir. Test kitiniz yoksa amonyum patlamasını en iyi şekilde sararımış sudan anlarsınız, su koyu sarı olduğunda ve bulanıklık başlamışsa balıklarınız zehirlenmeye başlıyor demektir. Biraz garip bir örnek olabilir, ama kafanızda daha iyi canlanması için idrar rengini düşünün, idrara rengini ve genel olarak kokusunu veren amonyumdur. İdrar kana bulaştığında zehirlenme meydana gelir, buna da en büyük etken amonyumdur. Akvaryumlarda da durum çok farklı değildir. Amonyum en çok yiyecek atıklarından ve pisliklerden açığa çıkar. Düzenli dip temizliği yapmazsanız pislikler birikir ve gazlar sızmaya başlar. Su idrar rengi ve kokusunu alır. Test kitiniz varsa aklınızda bulunsun, amonyum seviyesi 1 ppm değerini kesinlikle aşmamalı. Tabii ısı ve pH yükseldikçe amonyum değeri daha da az çıkmalı. Bu tip zehirlenme en çok amonyumu parçalayacak aerobic bakterilerin henüz oluşmadığı veya çok az sayıda olduğu yeni kurulmuş tanklarda görülür. Daha geniş bir açıklama ve burada bahsedilen zehirlenme türlerini nasıl önleyebileciğinzi öğrenmek için Yeni Tank Sendromu sayfasına bakın.
Balıklarınız amonyumdan zehirlendiyse bu tamamen sizin suçunuz sayılır. Zehirlenmeye davetiye çıkartan ve özellikle yeni başlayanların en çok tekrarladığı hatalar şunlardır:

Tanka gereğinden fazla yem atılması, balıklar doyunca dibe çöken yemler.

Çok az miktarda ve düzensiz su değişimleri.

Tankı daha ilk kurulduğunda ağzına kadar balıkla doldurmak.
Yetersiz kalan filtreleme veya havalandırma.

Amonyum zehirlenmesinin tedavisi yok, sadece durumu farkettiğinizde acil önlem alabilirsiniz. Seçebileceğiniz 3 yol var. İlk yol hemen balıkları temiz, tamamen yeni suyun bulunduğu bir tanka almak. Alabileceğiniz başka tankınız mevcut değilse ikinci yola başvuracaksınız demektir. Balıkların bulundukları tanka vakit geçirmeden su değişimi yapın. Değişim miktarı en az %70 olmalı. Yeni suyun ısıtılmış olması çok iyi olurdu, ama durumun aciliyetini göz önüne alarak, suyunuz sıcak değilse ısıtmayı beklemeyin, soğuk su kullanın. Suyu mutlaka dipten çekin, NH bileşikleri sudan ağır olduğundan dipte birikiyorlar, yüzeyden alırsanız amonyum sifonlanmış olmayacak, sadece suya dağılmış olacak. Amaç amonyumu en az seviyeye getirene kadar inceltmek. Balıklar kendilerini boğulur gibi hissettiğinden çok güçlü bir havalandırma koyun. Üçüncü yol amonyum, nitrit, ve nitrat seviyelerini 'anında' düşürdüğünü iddia eden ilaçlar kullanmak. Sakın bunun için Tetra Aquasafe kullanmaya kalkmayın, sivrizekanız burada pek işe yaramaz. Aquasafe sadece su değişimlerinde kullanılan suyun klor, ağır metal, ve amonyumunu yok ettiğini iddia ediyor, tankın içinde birikmiş olan amonyumda kesinlikle kullanılmamasını tavsiye ediyor. Bu yollar içinde en az güvenebileceğiniz yöntem kimyasal yöntemdir. İlaçlar seviyeleri kısa süre için düşürürler, ama tekrar yükselmesine de genelde engel olamazlar. O nedenle ilaçları sadece geçici olarak kullanın, yani, ilaçtan hemen sonra büyük bir su değişimi uygulayın. Bu tip bir zehirlenmede işinizi şansa bırakmayın ve en güvenilir olan ilk iki yolu tercih edin. Amonyum seviyelerini düşürdükten sonra beklemekten başka yapabileceğiniz birşey kalmıyor. Kurtulan kurtulacaktır, ama çoğunluk büyük bir ihtimalle ölecektir.

SİLİKON ZEHİRLENMESİ
Sağlıklı olduğundan emin olarak bir balık aldınız. Balığı tanka koyduğunuzun ilk gününde en geç ikinci gününde yem yemeyi kesmişse, ve aniden cansızlaşmışsa, pulları ve yüzgeçleri erimeye başlıyorsa aklınıza gelecek ilk tehlike silikon zehirlenmesi olmalı. Silikonun iki çeşidi vardır. İlki normal, balıkları öldüren silikon. Diğeri DIY storelarda (Bauhaus, Bricolage, hatta Carrefour süpermarketinde bile bulabilirsiniz) da satılan akvaryum silikonu, zaten tüplerin üzerindeki balık resimlerinden de anlarsınız. Tankınızı imal eden kişi bundan haberdar olmayabilir, satın aldığında yanında gözlüğü olmadığından balık resimlerini görmemiş olabilir, veya 'yanlışlıkla' daha ucuz diye normal silikon almış olabilir. Neden her ne ise, kabak balıklarınızın başına patlayacak demektir. Bu belirtileri fark ettiğinizde balıkları tanktan çıkartın. Su sıcaklığı cichlidler ve tropik balıklar için 24 C'dan başlayacağı için ısı dolayısıyla silikondan sızan gazlar balıklarınızı yavaş yavaş öldürüyor demektir. Cansızlık ilk günden itibaren başlar fakat gazlara karşı aşırı bir tepki gelişmez. Ölüm yaklaştığında balığınızın pulları

Soluk ve erimiş olur, yüzgeçleri ya yırtık gibidir, ya da erimiştir, ve zor nefes alarak yan yatmış bir şekilde oradan oraya sürüklenir. İzlenecek tek yol balıkları başka bir tanka koymak. İmkanınız varsa daha iyi ve güvenebileceğiniz marka bir tank alın, yoksa tankınızı tamir edin. Bir çakı veya bisturi yardımıyla kenarlardaki silikonları en ufak bir parça kalmayacak şekilde kazıyın. Eğer parça kalırsa hava kabarcığı yapar ve tankınız bittiğinde sızdırır, hatta tankınızı patlatabilir. Ardından tankı yıkayın ki silikon zerrecikleri gitsin. Kazdığınız yerlere aseton sürün böylece hem daha iyi temizlenecek yüzey hem de silikon daha iyi tutacak. Akvaryum silikonu kenarlara sıkın, başparmağınızla üzerine sadece bir kez bastırın, ikinci defa üzerinden geçmeye kalkarsanız silikon pütürlenir ve kabarcık oluşabilir içinde. Tankı en az 24 saat kuru olarak bekletin. Eğer tankınız 100 lt'den büyükse en az 2 gün bekletin. Sonra denemek amacıyla içine su doldurun ve en az bir gün bekletin. Boşluk bırakmışsanız su kenarlardan sızmaya başlayacaktır, sızarsa yapılacak tek şey tekrar kazıyıp silikonlamaktır.


MALAWİ BLOAT
Malawi Bloat , hiç şüphesiz Afrika Cichlid akvaryumlarında en yaygın olan ve can sıkıcı bir hastalıktır.Bu kadar yaygın olmasına rağmen yine de pek az kişi bu hastalığı kavrayıp , tespit edebilmektedir.Uzmanların konu hakkında ne söylediklerini anlayabilmek için , bu konuyu araştırırken önemli bir zaman harcadım.Tüm bu çalışmalar sonunda , herkesin aynı fikirde olmadığı , fakat hastalığın nedenleri , sebep olan zararlılar ve tedavisi hakkında alınmış ortak kararların olduğunu öğrenmiş bulunmaktayım.Aşağıdaki çalışmam ise çoğunluğun görüşünü ortaya koymaktadır.Hastalığın bulguları , ilerleyişi ve belirtilerine karşı ilk müdaheleyi anlatarak başlıyorum.Ardından da hastalıktan korunmak ve tedavi edebilmek için bazı önerilerde bulunarak toparlayacağım.

Genel: Şunu söyleyerek başlamalıyım ki ; Malawi Bloat sadece Malawi Cichlidlerini değil , diğer Afrika Cichlidlerini de ( Victoria , Tanganyika vs... ) etkileyen bir rahatsızlıktır.Bu ölümcül hastalığa yakalanan tüm Afrika Cichlidlerinin en hassaslarının , temelde bitkisel beslenen balıklar olduğu görülmektedir.Hastalığın olasılıkları hakkında daha fazla bilgi aşağıda yer almaktadır.

Belirtiler: İlk belirti genellikle iştahın azalması olur.Eğer bu aşamada tedavi başlamazsa diğer özellikler de baş gösterir.İkinci safhadaki beliritler , karında anormal şişkinlikler ( bu şişkinlik hastalığa adını vermiştir ) sık nefes alıp-verme , diğer balıklardan kendini soyutlamak , yüzde beyaz çizikler , tankın dibine çöküp öylece yatmak ya da su yüzeyine yakın bölgelerde zamanının uzun kısmını geçirmek olarak gösterilebilir.Balığın anüsü etrafındaki kızarıklıklar da hastalığı ortaya koyan belirtilerdendir.Bu safhadaki belirtiler , hastalığın oldukça ilerlemiş olduğu anlamına gelir.Bu belirtilerin ortaya çıkması beklenirse geç kalınmış olabilir , dolayısıyla önemli olan , ilk belirtiler ortaya çıktığında çabucak tedaviye geçmektir.Aksi takdirde rahatsızlığa yakalanmış balığın ölümü kaçınılmazdır. İkincil safha belirtileri ile birlikte balığın böbrek , karaciğer ve/veya yüzme kesesi derin hasarlar alır, bundan dolayı durumu idare etme yönündeki tedaviler balığı kurtarma şansınızı azaltacaktır.İkincil belirtiler gerçekleştiğinde yapılacak bir müdaheleden sonra ( her nekadar bazı balıkların bu şekilde 1 haftadan uzun bir süre idare ettiğine tanık olsam da ) 24 – 72 saat içerisinde ölüm gerçekleşir.Bu aşamaya gelmiş bir balığın kurtulması duyulmamış birşey olmasa da , bugüne kadar bu safhaya ulaşıp da kurtarmayı başarabildiğim hiç olmadı.

Neden Olan Zararlılar: Bu konu , Bloat hakkında görüş bildirenlerin en çok fikir ayrılıklarına düştükleri konudur.Bazıları hastalığın bakteri kökenli olduğunu söylerken , diğerleri de buna bir parazitin neden olduğunu iddia ediyorlar.Hakim olan görüşe rağmen ben , yayınlanmış materyalleri yeniden gözden geçirdiğimde hastalığa parazitlerin neden olduğuna inandım. Çoğu araştırmacılar protozoaların , sağlıklı balıkların bağırsaklarında zaten yaşadığını , ancak stres altında iken üremeye başlayarak zarar verici sayılara ulaştıklarını savunmaktadır.Sayıları arttığında bu parazitler bağırsak sistemi işleyişinin durmasına yol açar.Balığın bağırsak sisteminin çökmesi balığın iştahsız olmasının en büyük nedenidir.Parazitler arttıkça istilacı bir karaktere bürünecek , bağırsağın dışına çıkmak için bağırsak duvarını zorlayarak bloata neden olacaktır.

Not: Balıklar bloatın onları açlıktan ölmeye zorlaması yüzünden değil , hastalığın organlarına bıraktığı büyük hasarlar yüzünden ölür. Diğer önemli bir tartışma konusu ise bu rahatsızlığın bulaşıcı olup olmadığıdır.Benim kişisel fikrim , hastalığın bulaşıcı olduğu yönündedir.Tecrübelerime dayanarak , bloat sadece tek bir kurban ile yetinmiyor , genelde üç ya da daha fazla bireye bulaşıyor.Bunun nedeni bütün balıkların aynı faktör yüzünden savunmasız hale gelmeleri olabilir , fakat ben bu konunun bu kadar basit olabileceğini düşünmüyorum.Görüldüğü gibi , belirtiler her balıkta , aynı zamanda ortaya çıkmaz , balıklar daha çok ardarda rahatsızlanırlar.Örnekleyecek olursak ; “A” balığı 1. günde yem yemez , 2. gün şişkinlikler belirir ve aynı gün “B” balığının iştahının kaçtığını gözlemleriz , 3. gün “B” balığında şişkinlikler belirir ve bu sefer “C” balığının da yeme yaklaşmadığını görürüz , gibi...

Bloatın 3 Temel Nedeni:

•Stres: Stresi tetikleyen bir çok faktör olabilir , bu faktörleri liste yapacak olursak , liste uzar gider.Stresin en temel nedeni ise uzun süreli olarak kötü su koşullarının devam etmesidir.Su şartlarının bozuk olmasının nedeni de seyrek olarak yapılan su değişimleri , yetersiz havalandırma ( denitrifikasyon bakterileri için de gerekir ) ve aşırı yemlemedir.Her üç faktörün ortak noktası da suda nitrat artışına neden olmalarıdır.Balıklar , hastalıklarla mücadele ederken birey olarak başarılıdır , fakat ne zamanki kötü su şartlarına uzun süre maruz kalırlar , bunun sonucunda strese girerler ve bağışıklık sistemleri yeteri kadar işlev görmez olur ( Tıpkı insanlarda olduğu gibi ). Stresin diğer kaynakları balığı yakalamak , nakletmek , dengesiz su değişimleri ve tanktaki diğer balıklardan saklanabilmek için tankta yeterli alan olmamasıdır.

•Tuz: Doğal ortamı daha iyi taklit edebilmek için yaptığımız tuz ( NaCl ) ilavelerinin aşırı olması.Bu hareketin doğruluğu elbette vardır , çünkü Afrika’nın yarık ( yarılma sonucu oluşan ) gölleri alkali ve sert su değerlerine sahiptir ( pH 8.0 – 8.9 , gH 200 – 400 ppm ) fakat sıradan tuzlar akvaryum suyunuzu alkali hale getiremeyecektir.Suyu sertleştiren kombinasyon çözünmüş Kalsiyum ve Magnezyumdur.Eğer akvaryum suyunuz yumuşaksa ve siz bu suyun pH / gH değerlerini arttırmak istiyorsanız bunu yapabilmek için bir kaç yol bulunmaktadır.Ev yapımı bufferlar ( Epsom Tuzu , Kaya Tuzu , Kabartma Tozu karışımı ) kolay ve düşük maliyetlidir.Bunun haricinde bazı firmaların bu iş için ürettikleri ürünler kullanılabilir.Kireçtaşı ya da mercan kırığı kullanımı , akvaryum suyunuzun pH değerinin yükselmesine katkı sağlar.Minerallerin uzun süre suda barınamayacağını düşünerek yapılacak düzenli ve sık su değişiklikleri akıllıca olacaktır.Herhangi bir tahta ya da kütük kullanmanın hiçbir katkısı olmayacağı gibi , az da olsa pH’ın düşmesine sebep olacaktır , ki bu da bu tip tanklarda bizim istemediğimiz bir durumdur.

•Yanlış Beslenme Diyeti: Çoğu cichlid - özellikle otçul olanlar - uzun bağırsak yapılarına sahiptir , bu yüzden yediklerini sindirebilmeleri için nispeten daha uzun sürelere ihtiyaç duyarlar.Bu nedenle , bağırsak rahatsızlıkları bu tip cichlidler için ortak bir sorundur.Dolayısıyla yanlış sindirim ve dışkılama , balığın bağırsak duvarını tahriş edebilir , balığı strese sokabilir ve istilacı parazitlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.Bu , doğada otçul beslenen , alg kazıyıcı cichlidlerin ( Tropheus ve Pseudotropheuslar gibi ) yüksek oranda protein içeren ( kankurdu gibi ) ya da et içerikli pellet veya pul yemler ile beslenmeleri sonucunda sık sık başına gelen birşeydir.Bu bilgiler ve tecrübeler ışığında bazı yemleri bu tip balıklara vermekten kesinlikle kaçınmalı ve bazı düşük protein içeren yemlerden de ara sıra kullanmak dikkat edilmesi gereken bir noktadır.

Tedavi: En başta balığınızın yeme karşı olan isteğini kaybettiğini gözlemlediğinizde ( ağzında yavrusu , yumurtası bulunan dişiler tabi ki yem yiyemez , onları hariç tuttuğumu belirteyim ) hemen ayırmalı ve derhal tedaviye başlamalısınız.Bloat tedavisi için benim bildiğim iki etkili yol bulunmaktadır.Birincisi ve en yaygını Metranidazol ( Flagyl veya Emtryl ) ikincisi ise Clout.Tedaviye başlamadan önce % 30 su değişimi yapılmalı , havalandırma arttırılmalı , takip eden günde ise % 50 su değişimi yapılmalıdır.Biyolojik filtrasyon yapan ekipmanlarınızı da bu süre boyunca durdurmak iyi bir fikir olabilir ( her nekadar kullanacağınız ilaçların denitrifikasyon bakterilerine zarar vermediği iddia edilse de ) Eğer tedavi uygulayacağınız akvaryum normalde kullanımda olmayan , tedavi amaçlı bir tank ise ilk bahsettiğim %30 su değişimini yapmak gerekmemektedir.%50 su değişimi kısmen önemlidir çünkü tedavinin devam süresi boyunca su değişimi yapmayacaksınız.Çıkarmış olduğunuz filtredeki bakteri yaşamının devamı için , filtreyi içi su dolu bir kovada çalıştırmak gereklidir. Tedavide ilave olarak kullanacağınız her iki ilaç için de ( Metranidazol veya Clout ) yanında Epsom Tuzu/Kaya Tuzu karışımının kullanılması önerilir.Her iki tuzu da %50 - %50 oranında karıştırın ve bu karışımı her 10 galon ( yaklaşık 38 lt ) akvaryum suyuna karşılık olarak bir avuç dolusu miktarda atın.Epsom tuzu , doğal bir müshildir ve bloata yakalanmış olan balığın karnındaki şişkinliğin inmesine katkı yapacaktır. Tedaviyi Metranidazol ile yapıyorsanız , ilacı her 10 galon su için 100 mg uygulayın.İhtiyaç olursa , takip eden iki gün de aynı dozajda ilaç kullanın.Balık , genelde 1 hafta içerisinde ( tabi bu süre zarfında sağ kalabilirse ) kendini tamamiyle toparlayacaktır.Balığın kendini toparladığını anlayabilmek çok uzun sürmez , balığın eski iştahlılığına kavuştuğu gözlemlenir.Küçük bir kaba , tanktan biraz su alarak kullanacağınız yem ile bir ölçü ilacı karıştırdıktan sonra , yemlerin yumuşadığını görünce tüm karışımı tanka boşaltabilirsiniz.İlacı kullanırken , eğer varsa UV cihazlarınızı , kimyasal filtrasyon yapan ( aktif karbon vs.. ) malzemeleri çıkarın.Tedavi sonuçlandıktan sonra %50 su değişimi yapmanız önerilir. Bloatın Clout ile tedavisi nispeten daha kolaydır.Yukarıda da bahsettiğim gibi tedaviye başlamadan önce aktif karbon gibi ilacın etkisini absorbe edebilecek , düşürecek tip malzemeleri kullanmayınız. %30 - %40 su değişimi ile tedaviye başlayınız.Küçük bir kaba tanktan su alıp , içerisine her 10 galon ( yaklaşık 38 lt ) su için 1 tablet Clout uygulamak idealdir.İlaç , su içerisinde iyice çözündükten sonra karışımı tanka dökerken acele etmeyiniz , dikkatlice ve sabırla ( belki tüm dozajı vermeniz yarım saatinizi alabilir ) tanka boşaltınız.Çünkü bu ilaç çok güçlü tesirlidir ve kullanmadan önce kullanım talimatlarını okumanız yararınızadır , böylece zaten stres yüklü olan balığı şoka uğratma riskini ortadan kaldırmış olursunuz.Tabi bundan önce %30 - %40 su değişimini yapmayı unutmayınız.Günlük olarak su değişimi yapmak Clouttan maksimum verim alabilmek için şarttır.Ayrıca su değişimi eski ve etkisini kaybetmiş kimyasalı ( ilacı ) sudan dışarı atmanıza yardımcı olur.Eğer vücuttaki iltihap çok şiddetli değilse 3 günlük Clout tedavisi yeterli olacaktır.Şiddetli ise genelde 5 günlük tedavi yeterlidir.5 günlük tedavinin de yeterli gelmediği bir durumda ise , tedaviye vereceğimiz 2 günlük aradan sonra aynı tedaviyi tekrar uygulamak gerekir.Tedavi bittikten ve son dozu vermenizin üzerinden 24 saat geçtikten sonra son bir kez daha su değişimi yapınız. Her iki ilaç da bloata karşı etkilidir.Clout , özellikle balıklar için üretilmiş güçlü bir ilaçtır.İçine Metranidazolun da dahil olduğu diğer bir çok ilaç , insanlar için üretilenlerin birer kopyasıdır.Tecrübelerime dayanarak , Metranidazol sadece hastalığın yayılmasını önlemekte işe yarıyor.Durumu iyiye götürmede nispeten daha az etkilidir.Clout , bloata yakalanmış balığın tedavi edilmesinde daha etkilidir , ancak şunu belirtmeliyim ki ; Clout , tankınızdaki silikonu ve hava hortumlarını maviye boyayacaktır.Eğer dikkatli olunmazsa temas ettiği çoğu şey üzerinde aynı etkiyi bırakacaktır.

İlave Not: Bu tip ilaçları kullanırken tankınızda açık olan aydınlatma armatürlerini de kapatmalısınız.Her iki ilaç da UV ışınları tarafından yok edilebilecek bir içeriğe sahip değildir , ancak tankınızın karanlık ve loş olması balığınızın rahatlamasına ve iyileşmesine katkıda bulunacaktır. Metranidazol 80ºF ( yaklaşık 26,66ºC ) gibi yüksek sıcaklıklarda daha randımanlı olabilmektedir.Bu durumda da havalandırma arttırılmalıdır , çünkü sıcaklık yükseldikçe sudaki oksijen oranı azalacaktır.Su sıcaklığını yükseltmek etkili bir yol olabilir , çünkü balığın metabolizması hızlanacak ve bağışıklığını arttıracaktır.

Kaynak: Marc Elieson

MANTAR
Mantarlar akvaryumda ayrıştırıcı olarak görev yapan ve her akvaryumda bulunan organizmalardır. Balık pisliği gibi atık maddeleri ayrıştırarak temizlik konusunda önemli rol oynarlar ve normal şartlarda akvaryum için yararlıdırlar. Mantar sporları her zaman akvaryum suyunda bulunurlar.

Mukoza zarı zarar görmediği taktirde balıklara zarar veremez. Yani sağlıklı bir balık için tehdit unsuru oluşturmaz. Mukoza mantarların balığa bulaşmasını önleyen doğal bir salgı kalkandır. Mantarlar ise balığın derisinde tutunabilir ve incinme yahut salgı problemleri olduğunda balığı etkiler.

Nakil sırasında oluşan çizikler yada yaralanmalar sonucunda balık risk altında olduğundan hastalığın seyrini beklemeden akvaryumculardan temin edebileceğiniz mantar ilaçlarını kullanıp bemiks kompoze ampul kullanımı ile derinin yahut mukozanın tamirine yardım edebilirsiniz. Akvaryumculardan edinebileceğiniz ilaçlar mukoza zarını koruyan ve hafif sıyrıkları hemen kapatmaya başlayan bir bileşim içerir. Kullanımları ve markaları konusunda bilgi veremeyeceğim çünkü birsürü farklı marka var ve hepsinin kullanımı farklı.

Balıktaki yaralanma kötü durumda yahut derin ise balığı karantina tankına almalısınız. Tercihen dekor ve kum içermeyen bu tankta balık iyileşene kadar ilaç tedavisi uygulanmalıdır.

İlaç tedavisinin yanı sıra ısıyı kademeli olarak günde 2şer derece artırarak 30 derece civarına çıkartınız. Tüm ilaçlar gibi mantar ilaçlarını kullanırken yüksek havalandırma yapınız. Vatoz varsa çıkartılıp uygun miktarda kaya tuzu eklenmelidir. Hastalık kaybulana dek her gün %15, hastalık kaybolduğunda ise %30 dip çekimi uygulamanız faydalı olacaktır. Bemiks kompoze ampul balığın derisinin ve mukozasının oluşumuna yardımcı olacak bir unsurdur ve asla tek başına tedavi edici değilidir. Derin yaralanmalarda karantinaya aldığınız balık için aynı yöntem uygulanmalıdır. Karantinaya alma amacı hastalığın yayılmasını engellemektir. Hastalık diğerlerine bulaşmamış görünse bile karantina tankı yanında ana tanktada ilaç kullanımı ve dip çekimi faydalı olacaktır.

Ek olarak bazı durumlarda aşırı stres mukoza salgısını bozduğu için sadece stresde mantar hastalığına sebep olabilmektedir. Böyle bir durum sezildiğinde aynı tedavi yönteminin yanı sıra stresi gidermek için gerekli önlemlerde alınmalıdır.

Motorların kapatılmaması gerekmektedir. Yanlız hastalık durumunda değil, normal durumlarda da nitrifikasyon bakterilerinin yaşaması için dış filtre sürekli çalışır durumda olmalıdır. İç filtre ise çözeltiyi homojenleştirmek konusunda (çözeltiden kastım ilaç eklenmiş akvaryum suyu) bize yardımcı olacağından açık olması faydalı olacaktır.

İlaç uygulaması kullanacağınız ilacın muhteviyatına göre değişeceği için ilaç kutusunda çıkan klavuza uyulmalıdır. Kullanım miktarı ve süresi o klavuzda yer almaktadır. Alırken içine bakarak olup olmadığını kontrol etmek faydalı olacaktır.

Yazan: Murat Şahin

YÜZME KESESİ PROBLEMLERİ
Japon balığım neden suy yüzeyinde yüzüyor ve aşağı inmekte zorluk yaşıyor?

Çünkü yüzme kesesi hastalığına yakalanmış.

Yüzme kesesi hastalığı çoğunlukla orandalar, ryukinler ve fantailler gibi küremsi vücut yapısına sahip japon balıklarını etkileyen çok nedenli bir rahatsızlıktır. Çoğunlukla yüzeyde yüzme veya tabanda kalıp yukarı çıkamama gibi belirtilerle kendini gösterir. Normal yüzerliliği* olan ama yanlara doğru meyleden bir balık genellikle yüzme kesesi hastalığına sahip değildir, fakat başka sorunları olabilir.

Yüzme kesesi hastalığını anlamak için balık anatomisini ve fizyolojisini basitçe hatırlamak gerekir. Yüzerliliği sağlamaktan sorumlu yüzme kesesi karnın ön bölümünde, gözeli dokuya (epitelyum) sahip küçük bir kesedir. Kan damarlarıyla yakın bir ilişkisi vardır. Gazlar balığın ihtiyacına göre kesenin içine veya dışına difüze olur. Balık yükselmek istiyorsa kese şişer, alçalmak istiyorsa söner. Japon balıkları ve bazı başka balıkların bu sisteme pneumocystic kanal denen başka bir eklentisi daha vardır. Bu kanal yüzme kesesi ve yemek borusu arasında bir bağlantıdır, havayı sindirim yolundan dışarı salarak yüzerliliğin ayarlanmasına yardımcı olur.

İnsanlar yüzme kesesi hastalığının nedeni üzerinde yıllarca tartıştılar. Şu an kesin olarak biliniyor ki yüzme kesesi hastalığına yol açan birkaç şey var. Söz konusu şeylerden birkaçı şöyle:

1. Virüs. Virüs kesenin gözeli dokusuna saldırır ve kese gözeli dokuyu gazların geçmesi için fazla kalınlaştıracak şekilde iltihaplanır. Sonuç olarak balık bir düzeyde takılı kalır; çünkü gazların gidecek yeri yoktur. Bu etken daha çok japon balığı dışındaki türler için geçerlidir.

2. Bir bakteri. Bunu destekleyen az veri var fakat bakterilerin de virüsler gibi yüzme kesesini kalınlaştırabileceği yaygın olarak bilinir.

3. Anatomi. Japon balıkları gibi küremsi şekilli balıklar yüzme kesesi problemlerine yatkındır; çünkü sindirim sistemleri karınlarında sıkışık durumdadır. Bu sıkışıklık kabızlığa davetiye çıkarır, bu da pneumocystic kanalda tıkanmaya yol açar.

4. Diyet. Suyu sünger gibi çekerek şişen kuru yemler yedirmek kabızlık riskini arttırır. (Bkz. #2)

Yüzme kesesi hastalığını önlemek için ne yapabilirim?

1. Her zamanki gibi, balık hastalığının altın kuralı SU KALİTESİdir. Yüzme kesesi hastalığının eğer mikrobik bir nedeni varsa ve suyunuzun kalitesi iyiyse balığınız bu enfeksiyona daha iyi dayanacaktır. Düzenli su değişimleri ve testler bir gerekliliktir.

2. Vereceğiniz yemi önceden ıslatın. Bu kabarmanın balık yedikten önce gerçekleşmesini sağlar ve kabızlık riskini azaltır.

3. Daha da iyisi, jel tipi veya başka tür yemlere geçin, dondurulmuş veya canlı yem gibi.

Diyelim ki bunu zamanında okumadım. Tedavi için ne yapabilirim?

(Not: Aşağıdakilerin bir kısmı uçuk görünebilir, fakat etkilidir.)

1. Balığınıza birkaç bezelye verin. Evet, bezelye. Biraz dondurulmuş bezelye alın, onları soyun ve balığınıza yedirin. N.C. State College Veterinerlik okulundan bir balık sağlığı profesörü bunu birkaç vakada denemiş ve çok iyi sonuçlar almıştır. Kendisi bezelyelerin bir şekilde kabızlığın yıkımını teşvik ettiğini düşünüyor. Henüz ciddi bilimsel veri yok, ama denemeye değer.

2. Balığınızı birkaç gün rejime sokun. 3-4 gün için tüm besini kesin,bazen sadece bunu yapmak kabızlığı yok edecek ve her şeyi normale döndürecektir. Birçok balık bir hafta-10 gün yemsiz kalıp gayet iyi olabilir.

3. Yüzme kesesinin periyodik havalandırılması gayet iyi gelir. Basitçe, yüzme kesesine iğne batırır havanın bir kısmının çıkmasını sağlarsınız. Kolayca yapılabilecek bir şey değil, ama işe yarar. Bu bir tedavi değil, yararlı bir bakımdır. Baltimore Akvaryumu'nun başveterineri bu yöntemi tercih ediyor.

4. Kısmi pneumocystectomy. Bu yüzme kesesinin bir kısmının cerrahi müdahaleyle alınmasına verilen addır. Bunu daha az pratik bir seçenek olarak belirtiyorum. Diğer yandan insanların röntgen çeken, ameliyat, genel anestezi yapan, hatta balığa kanser kemoterapisi uygulayan veterinerlerin olduğunu bilmesi önemli.

Ama yapılacak en iyi şey bunun en başta gerçekleşmesini önlemektir.

*yüzerlilik: su üstünde durabilme, batmama.


STRES
Stres nedir?

Balıklar çoğu koşula ve ortama uyum sağlayabilen hayvanlardır ancak bu her ortamda, habitatlarında ki kadar sağlıklı yaşayabilecekleri anlamına gelmez. Bir balığı, uygun olmayan koşullarda beslerseniz balık yaşamına devam eder ancak balığın vücut fonksiyonları bu yaşamın sürerliğini sağlamak için ya yavaşlar, yada hızlanır. İşte bu fonksiyon değişimine stress denilmektedir. Stres balığın hastalıklara karşı direncini düşürürken, balığın yaralanma gibi durumlarda kendisini tedavi etmesinede engel olur. Bütün bunların üzerine stress balıkta solunum sorunlarınada yol açabilmektedir. Belirli bir seviyede stress tedavi edilebilir ve ölümcül olmayabilir ancak yüksek parametrelerdeki stress kesinlikle ölümcül olabilir.

Stesin sebebi nedir?

1. Tank içerisinde balık başına düşen suyun litre cinsinden değerinin balığın gereksinim duyduğundan az olması stress kaynağıdır.
2. Suyun ph ve kh durumunun türe uygun olmaması stress kaynağıdır.
3. Bazı türler az miktarda tuzlu sularda yaşarken bazıları tuzu tolere edemezler. Tuz dengesindeki yanlışlık stress kaynağıdır.
4. Barışçıl ve saldırgan türlerin bir arada beslenmesi stress kaynağıdır.
5. Dinlendirilmemiş su kullanımı stress kaynağıdır.
6. Su koşullarındaki ani değişimler stress kaynağıdır.
7. Sürü yaşamı sergileyen türlerin yanlız bakılması stress kaynağıdır.
8. Suda çözünen oksijen miktarının azlığı stress kaynağıdır.
9. Kullanılan yemin içeriği ve besin değerlerinin uygun olmaması stress kaynağıdır.
10. Yüksek miktarda ilaç kullanımı stress kaynağıdır.
11. Sudaki amonyak, nitrit ve nitrat oranlarında ki yükselme stress kaynağıdır.
12. Suyunuzun sıcaklığının beslediğiniz türe gore yüksek yada alçak olması stress kaynağıdır.

Stresin belirtileri nelerdir?

Kısaca balıkta davranış bozuklukları diyebiliriz. Balığın normal davranışlarını bilmeyen bireylerinde teşhis koyabilmesi için bu kısa özeti genişletme gereksinimi hissettim.

1. Balık suyun yüzeyindse nefes almaya çalışır vaziyette duruyorsa
2. Balık sürekli saklanıyorsa
3. Açık yaraları iyileşmiyorsa, yüzgeçlerinde erime varsa
4. Balıkta dış parazit hastalığı varsa
balığınızda stress olması kuvvetle muhtemeldir.

Stres nasıl giderilir?

Stresi gidermek, ona engel olmaktan daha zordur. Kısacası yukarıda 12 maddede verdiğim stress sebeplerinin önüne geçilmesi gerekmektedir. Strese girildikten sonra ise, yine yukarıdaki 12 madde arasından hangisinin stress kaynağı olduğunun tespiti, akabinde bu kaynağın giderilmesi yolu ile tedavi edilir.

Kaynak: Murat Şahin